MÜREFTE ......
   
 
  MÜREFTELİLER

Bir cumhuriyet kızının öyküsü

81 yaşında ama nasıl genç, nasıl hayat dolu... Eskiyi anlatırken de, ağlarken de, gülerken de tam bir cumhuriyet kızı Emine Yaşar Kutman. `Atatürk döneminin yokluk dolu, aslında dünyadan bihaber ama sakin günlerine özlem duyuyorum şimdi. Güzel günlerdi, çok güzel günlerdi` diyor.



1925`te doğdum. Annem ben çok küçükken ölmüş. Anne sevgisi nedir hiç bilemedim. İlkokulu Tekirdağ `da, ortaokulu Mersin `de bitirdim. Öğretmen okulunu Bursa `da okudum; Bursa Kız Öğretmen Okulu `nda. Çocukluğumun, yeni yeni genç kızlığa adım attığım dönemlerin Mersin `i çok güzeldi. Çok ecnebi vardı; açık hava gazinolarında piyanoyla, saksofonla müzik yapılırdı. Babam hapishane müdürüydü ama sosyal hayata meraklıydı; beni danslara götürürdü. Sinemalara da giderdik. Mersin caddelerinde bisikletimle cirit atardım...

Ben küçükken cumhuriyet çok gençti. O coşkuyu çok doruklarda yaşadık. Harika balolar verilirdi, günlerce anlatılırdı. Kız öğretmen okulundayken, Merinos Fabrikası `ndaki balolara izleyici olarak giderdik. Bir masaya oturur, baloyu seyrederdik. İçimiz giderdi... Aman efendim, o zamanların zarafeti, estetiği... Biz yerli malı haftalarıyla büyüdük. Çoraplarımızda, çarşaflarımızda yamalar vardı, elbiselerimizi ters yüz edip giyerdik. Bunlar utanılacak şeyler değildi; kadınlık göstergesiydi.

Şimdi 81 yaşında olan Emine Yaşar Kutman filizlenen cumhuriyetin en ateşli savunucularından. Gençlik yılları çorabında, çarşafında yamalarla ve çok çalışmayla geçti. Bundan gocunmak bir yana, gurur duydu. 30 yıl Tekirdağ , Mürefte `de ilkokul öğretmenliği yaptı; her gün okuldan sonra öğrencilerine çocuk klasikleri okudu. Eğitim ve öğretimin birlikte yürümesine inancından hiç ödün vermedi. Her dersini ayrı bir atölye çalışması gibi tasarladı. Hiç kendi çocuğu olmadı ama yüzlerce çocuğun hayatını değiştirdi. `Turnike ` programına katıldı, zamanında 500 milyon lira kazandı, hemen Mehmetçik Vakfı `na bağışladı. İki evinden birini de depremzedelere... Hala TEMA ve Köy Çocuklarını Yükseltme Derneği `nin gönüllü çalışanı. Emine Yaşar Kutman cumhuriyete paralel giden hayatını anlattı.

`Üç ihtilal yaşadım`

60`larda test sistemi çıktı. İstanbul `a gelip bir öğretmenden dersler aldım, yanımda birçok yardımcı kitapla Mürefte `ye geri döndüm. O sene, bir sınıftan iki Alman Lisesi bir de Kadıköy Maarif Koleji çıkarttım. Öğrencilerimden sefir, doktor, mühendis olanlar var.

Bizim ilk öğrettiğimiz şey, Atatürk `ün ilkeleriydi. O zamanlarda milli duygular ne kadar ön plandaydı... Cumhuriyetcumhuriyet ilkeleriyle yetiştirdik. Zaten Atatürk sevgisi hepimizin içinde. Öldüğünde orta 2`deydim. O kadar çok ağladık ki, anlatamam. O, bizim için, her zaman yapıcı ve önder ... Öğretmenlik yaparken üç ihtilal yaşadım. CHPAtatürk döneminin yokluk dolu, dünyadan bihaber ama sükunetli günlerine özlem duyuyorum şimdi... İnsanlar egoizme kaymamıştı, para böyle olmamıştı. Güzel günlerdi, çok güzel günlerdi... bayramlarında nasıl hazırlıklar yapardık, ta günler öncesinden. Meydanda bütün halk toplanırdı, tören sonunda galeyana gelir, çılgınca alkışlardı. Biz çocuklarımızı böyle sağlam geldiğinde çok sevinmiştim. Halk özgürlüğe kavuştu diye düşünmüştüm.

`Altı nesil mezun ettim`

1945`te mezun oldum. İlk tayin olduğum okul, Tekirdağ Mürefte `deydi . Tam 30 sene çalışıp aynı okuldan emekli oldum. 62 senedir de Mürefte `de oturuyorum. Tabii o zamanlar öğretmenlik çok muteber meslek; 40`lar, 50`ler öğretmenliğe çok saygı duyulan yıllar. Mürefteliler beni bağırlarına bastılar; ben de çocuklarıma çok iyi eğitim ve öğretim vererek onlara duyduğum vefa borcunu ödemeye çalıştım. Altı nesil mezun ettim. Her ailenin durumunu o kadar iyi tanırdım ki, hangi çocuğa nasıl bir eğitim yolu izleyeceğimi önceden kestirirdim. Prensibim, birinci ve ikinci sınıflara oyunla, dördüncü ve beşinci sınıflara dramayla öğretmektir. Eğer bu mesleğe gönül vermişsen, zor diye bir şey yok. Çocuklardaki gelişimi izlemek tarifi olmayan bir duygu ... Her dersim atölye gibi geçti. Bir hafta sonu çocukları aldım, İstanbul `a geldim. Tam üç otobüs... İlk kez asansör gördüler, şaşırdılar. Hepsini gruplar halinde bindirdim. Yerebatan Sarnıcı `nı, Beşiktaş `taki Deniz Müzesi `ni gezdik. Rumelihisarı `nda dolaştık. Sonra hep birlikte Emirgan Korusu `nda piknik yaptık. Toplam 68 kişi... Akşam da çocukları alıp Çakıl Gazinosu `na, Emel Sayın `ı dinlemeye götürdüm. Tam bir tarih ve yaşam dersiydi... Hiçbirimiz o hafta sonunu unutmadık .

Öğretmenlik benim için bir aşk . Hala damarlarımda. Köy Çocuklarını Yükseltme Derneği `nden bir çocuğum var ve onların takvimlerini satıyorum. TEMA `ya bağış toplıyorum. Bir de Boğaziçi Üniversitesi `nden bir kızım var, maddi durumu iyi olmayan bir ilköğretim öğrencisine ders verdi. Çocuk, Cağaloğlu Anadolu Lisesi `ne girdi. Şimdi ahbaplarım arasında böyle eşleşmeler yapıyorum. Bir de, sizin `Baba Beni Okula Gönder ` kampanyanızı da çok beğeniyor ve destekliyorum.

`Kocama ya şarap ya ben dedim`

Mürefte `de şarapçılık sektörü gelişmiştir. Ah Mürefte ah, gençlik yıllarımın en güzel günleri orada geçti... O küçücük yerde, inanılmayacak kadar renkli bir hayatım oldu. Eşimi orada tanıdım, şarap fabrikası vardı. Doluca `yla kardeş çocukları. Şimdi Sibel Kutman falan çıkıyor ya, onlar üçüncü kuşak, bizler de ikinci kuşaktık. Neyse, eşimin bağları olduğu için toprakla uğraşmaya başladım ben de. Toprak, öğretmenlik kadar damarlarıma işledi. Fakat kocam benden 20 yaş büyüktü, sadece tatmaktan sarhoş oluyordu. `Tamam artık bu iş bu kadar, ya şarap ya ben` dedim. Şarapçılığı bıraktık. Yalova `dan naylonlar içinde aşılanmış zeytin fideleri aldık. Zeytincilik Enstitüsü `ne gidip kitaplar aldım, işin ilmini, püf noktasını öğrendim. Bizi görünce herkes zeytin ekti. Sonunda Mürefte `de zeytincilik o kadar gelişti ki, Marmara Birlik geldi, fabrika kurdu! Belki bu şeyler olacaktı ama daha geç olacaktı. Biz 50 sene önce çevreci tarım yaptık. EvladımTürkiye `de böyle şeyler eksik. Aslında bizim hayatımız ölçülüydü. Bunun yanında, aldığımız ve verdiğimiz eğitim çok moderndi. Biz doğru, güzel ve sağlam bir sistemle yetiştik. Ben ne yapardım biliyor musun, Hasan Ali Yücel döneminde çıkan bütün çocuk klasiklerini çocuklarıma okurdum. ben öğretmenlik yaparken, birinci sınıf öğrencilerime önce ağız ve diş sağlığı dersi verirdim; sonra da tuvalet eğitimi.

ÇOŞKUN DEMİR


1979 yılında Günaydın gazetesi tarafından düzenlenen son Altın Mikrofon Yarışması�nda �En İyi Şarkıcı� ödülünü alarak müzik dünyasına parlak bir giriş yapmış olan sanatçı; daha sonraki çalışmaları ile de her kesimden insanın takdirini kazandı, pop dünyamız için �klasik� bir isim haline geldi. Mürefte�de (Tekirdağ) doğan Demir�in Şarköy�de (Tekirdağ) başlayan ilköğrenimi , Bursa�da sona erdi. Bursa Erkek Lisesi�ni bitirdikten sonra da İ.T.Ü.�de Elektrik Mühendisliği eğitimine başladı. Üniversite yılları, Coşkun Demir�in müzik yaşamının da başladığı yıllar oldu. O yıllarda, sanatçı Arı Dörtlüsü adlı bir grup kurarak müzik dünyasına adım attı. Araya giren askerlik ve iş yaşamı, Demir�i müzik çalışmalarından biraz uzağa savurduysa da tamamen koparamadı. 1979 yılında yapılan Altın Mikrofon Yarışması�na katılması, Demir�in seçimini müzikten yana yapmış olmasının bir işaretiydi. Bu yarışmadan elde edilen ödül, Coşkun Demir�in bu konuyla ilgili olarak kafasında kalan son belirsizliği de netleştirdi ve sanatçı zamanının tamamını müziğe ayırarak çalışmalara başladı. Coşkun Demir�in ilk plağı da, bu yarışmadan hemen sonra yayınlandı. Müzik dünyamızın efsanevi yaratıcılarından Selmi Andak�ın �Sevgiye Tutsak� adlı şarkısının yer aldığı bu 45�lik Yavuz Plak tarafından yayınlandı. Bu plağı müteakiben, Coşkun Demir, Ali Kocatepe ile ortak projelere girdi. Bu işbirliğinin ilk ürünü de, Kocatepe�nin sahibi olduğu 1 Numara firmasının yayınladığı bir plak oldu. Dönemin en önemli bestecilerinden olan Cenk Taşkan�a ait (�Sevgiye Tutsak�da olduğu gibi, bu Coşkun Demirşarkının da sözleri Özdemir Kaptan�ındı) �Bize Kalan Nedir� adlı bu plak sonrası Demir � Kocatepe işbirliği giderek hızlandı. Sanatçı, 1981 yılının Eurovision Türkiye elemelerinde, Kocatepe�nin �Miras� adlı şarkısını seslendirdi. Elemeler sonrası, 45�lik piyasamızın çok zayıflamış olması nedeni ile, bu şarkıya bağımsız bir plak yapılamadı ve aynı yılın birincisi olan (bir başka Ali Kocatepe çalışması olup Modern Folk Üçlüsü ve Ayşegül Aldinç tarafından seslendirilmiş) �Dönme Dolap� ile aynı plakta yer aldı. Demir, 1982 yılında, bütün eleştirmenlerin mükemmel kabul ettiği �Koca Çınar� adlı albümü yaptı. Giderek arabeske teslim olmaya başlamış pop piyasasına rahat bir nefes aldıran bu albüm sonrasında, Demir bir Eurovision elemesine daha katıldı. Sanatçı bu sefer Ali Kocatepe ve Sezen Aksu ile bir araya gelmiş ve �Heyemola� adlı şarkıyı seslendirmişti. Bu ekip, hemen hemen herkes tarafından yarışmanın favorisi olarak gösterilmesine rağmen ipi göğüsleyemedi. Ama son 45�liklerimizden biri olan �Heyamola�, büyük satış rakamlarına ulaştı ve Coşkun Demir adını daha da popüler kıldı� Müzik dünyasının tamamen arabeske teslim olduğu yıllarda, Coşkun Demir, doğru bildiğini yapmaktan çekinmedi. 1984 yılı, Demir�in en parlak yıllarından biri oldu. O yıl, Polonya�da yapılan Sopot festivalinde yarışan sanatçı memlekete bir (Türkçe seslendirilmiş bir Polonya şarkısı ile) dördüncülük ile döndü. Aynı yıl, Haldun Dormen�in sahneye koyduğu ve Nilüfer�in baş rolünde olduğu �Çılgınlıklar� adlı müzikalde rol aldı. 1986 yılında yayınlanan �Kim O� adlı albüm de Coşkun Demir�in Türk popunun en nitelikli isimlerinden biri olduğunun altını bir kere daha çizdi ama artık �çiğköfte�li oryantal havalar dört bir yanda çınlamaktaydı, bu nedenle de bu albüme gerekli dikkat gösterilemedi. 1987 yılında yayınlanan �Paramparça� adlı albüm de aynı ilgisizlikten payını aldı. Çoğu arkadaşının aksine, Coşkun Demir 90�lı yılları da oldukça aktif geçirdi. 1991 yılında, Melih Kibar bestelerinin ağırlıkta olduğu �Özledim� adlı albümü yaptı. Ardından, Müjde Ar ve Uğur Yücel ile birlikte bir �kabare show�da yer aldı ve bu gösteri bir yıla yakın sürdü. 1996 yılında, Grup G.A.K. ile birlikte �Eski Sevdalar� adlı albümü yaptı. Çok sevilen Türk Müziği şarkılarının çok çağdaş yeni yorumlarından oluşan bu albüm, 90�larla birlikte ortaya çıkan genç isimlerin yaptığı birbirinin eşi şarkılarla oldukça tekdüzeleşmiş müzik piyasası tarafından yeni bir yol olarak kabul edildi. Daha önce utangaç bir şekilde kendisini göstermiş olan �cover� modası, bu albüm sonrası epeyce hızlandı. 1997 yılında Kahire Uluslararası Şarkı Yarışması�na Selma Çuhacı � Mine Mucur�a ait �Hep Bir Yarın Var� adlı şarkıyla katıldı ve birinci oldu� Sanatçının yaratıcı yanını gözler önüne seren şarkılardan oluşan son albümü ise 2002 yılında yayınlandı. Türk popuna gönül vermiş Hakan Eren�in firması Ossi, alkışlanacak işler yapmaya devam ediyor. Her zaman, genel ortalamanın çok üzerinde işler çıkarmış bir müzisyenin � sanatçının bu albümü, Ossi�nin gelecek ile ilgili planları hakkında yeterli bir fikir vermekte. Belli ki Eren ve firması, kimsenin kolay kolay yapmaya niyetlenmediği işler yapacak, �bugün� ile ilgilenen birçok firmanın aksine �dün�e el atıp geleceğimizi zenginleştirecek. 1983 Eurovision finalinde seslendirilmiş �Dön Bana�, Çiğdem Talu ve Melih Kibar�ın birlikte yarattığı şarkıların en güzellerinden biri olan �Koca Çınar�, Çiğdem Talu�nun erken vedası üzerine Melih Kibar�ın İlhan İrem ile birlikte yazdığı �Kim O�, ve diğer sıra dışı Coşkun Demir şarkıları, elinizdeki bu albüm ile birlikte yeniden gün yüzü görecek, dinleyici ile buluşacak. Coşkun Demir�in yıllar önce sorduğu �Bize Kalan Nedir?� sorusunu son derece net bir şekilde cevaplamakta bu albüm: Bize kalan böyle şarkılardır işte. Bize kalan ve bizi biz yapan şarkılar.







 Başrol için beş yıl bekledim
`Aşk Oyunu` adlı dizinin yıldızı Yasemin Ergene, hayatının en mutlu günlerini yaşadığını söylüyor. Yasemin, `Mürefte`den İstanbul`a geldiğimde 15 yaşındaydım. Şimdi 20 yaşındayım ve tek başıma birçok zorluğu yendim` diyor. - Klasik bir soruyla başlayacağım; kimdir Yasemin Ergene ? 15 yaşına kadar Mürefte `deydim. Sonra anneannemin yanına , İstanbul `a geldim. Müjdat Gezen Sanat Merkezi `nde tiyatro eğitimi aldım. `Koçum Benim `le ilk dizi deneyimim gerçekleşti. Aynı zamanda Gaye Sökmen Ajans `a da bağlıydım. Reklam filmlerinde oynadım. Sonra `Çocuğun Var Derdin Var ` adlı sit-com`da 66 bölüm rol aldım. Ardından da `Aşk Oyunu ` projesi geldi. - `Aşk Oyunu `ndaki Ekin karakteri ilk başrolün mü? Evet. `Yapabilir miyim` diye çok heyecanlandım. Ama artık alıştım. - Daha farklı, hatta marjinal bir rol istemez misin? Marjinal roller bana göre değil! - Sonuçta oyunculuk eğitimi almışsın. Sınırları zorlamak istemez mi insan? En fazla polisiye bir filmde oynamak isterim, o kadar. - Nehir Erdoğan `la benzetiliyorsun. Bu konudaki düşüncelerin nedir? İlk kez duyuyorum bunu. Oyunculuk açısından da, tip açısından da çok farklıyız. - Oyunculuk eğitimi alanlar dublajda kendi seslerini kullanıyorlar. Senin seslendirmeni neden başka biri yapıyor? Çok hızlı konuşuyorum çünkü. Bende biraz Trakya lehçesi var. Bazen kelimeleri yutuyorum. - Bir dergiye çıplak pozlar verdin. Şöhrete giden yol, çıplaklıktan mı geçiyor? Neden böyle bir şey yaptığımı ben de merak ediyorum! Cahillik diyelim. Çok pişmanım. - Ama `Oyunculukta Türkan Şoray kurallarım var` diyorsun... Evet, sevişmem. Bir ağabeyim, bir de erkek ikizim var. Küçük yerde yetiştik biz. Ailem hala orada yaşıyor. Çıplak pozlardan sonra en büyük tepkiyi ailemden aldım. Onlar anlayışla karşılasa bile etraf karşılamıyor. - Oyunculuğunla ilgili ne tür tepkiler geldi? Kötü bir tepki almadım. Zaten Ekin karakteri de müthiş oyunculuk gerektiren bir karakter değil. - Kendin için, `Ben zorlukları yendim` diyebilir misin? Diyebilirim. Çünkü İstanbul `a gelmek benim için büyük zorluktu. Tek başıma geldim. Mürefte `de kalsaydım bu işi yapamayacaktım. Geldim, başardım. Daha yolun başındayım tabii.
MÜREFTE
 
SİTEDE ONLİNE ZİYARETÇİ: tracker

More Cool Stuff At POQbum.com

Reklam
 
HABERLER
 
TV'de Bugün
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
MÜREFTE...